Ticaret Tarihine Bir Bakış

Ticaret Tarihine Bir Bakış

16-19. Yüzyıllar arasındaki dönem ve genel olarak Batı Avrupa Devletleri olarak kabul edilmektedir. Başlangıcının 16. Yüzyıl olarak alınması orta çağ Avrupası’nda yer alan feodalizmin yeniçağda sönmesidir. Feodal sistem ve kapitalizm birbirinden uzak ve birbirleriyle savaşan kavramlardır. Feodal sistemin yer aldığı her siyasi yapıda -devlet, krallık, imparatorluk- merkezi bir hazine yoktur. Ayrıca genel olarak feodal sistemin içindeki yapı soylu-serf ilişkisi ile oluşmaktaydı. Özgürlüğün olmadığı ve ürün fazlasının doğrudan doğruya soylu sınıfına geçmesi nedeniyle de pek fazla ürün fazlası verilmiyordu. Bu sebeple feodal sistem genel olarak kapalı bir ekonomiyi andırmaktadır.  Ürün fazlasını vermeden dışarıyla ticaret yapmak güçtür.  Anlattığımız bu sebeplerden ötürü kapitalizm ve feodal sistem birbirleriyle çatışmaktadır. Yine de 16 ve 19. Yüzyıllar arasında gördüğümüz ticari kapitalizmin ilk emarelerini orta çağ Avrupa’sı içerisinde görmekteyiz. Bunun nedeni ise kente dönüş ile feodal sistemin zayıflaması ile alakalıdır. Nüfusun artışı ve eş zamanlı olarak kentlerin kurulması böylelikle de halkın özgürlüğünün artması ticaretin artmasına olanak tanımıştır. Yine bu dönemde Hansa ticari teşkilatı ortaya çıkmıştır.  Yüzyıllar boyunca Avrupa’nın bankerliğini yapacak İtalyan şehir devletlerinin ortaya çıkışı da ortaya koyduğumuz savı destekler niteliktedir.  Ticari kapitalizm zannedildiği gibi 16-19. Yüzyıllar arasında değil 12-19. Yüzyıllar arasında olduğunu söylemek daha doğru olacaktır. Avrupa’nın içinde bulunduğu feodal sistemi düşünerek 16. Yüzyıl temel alınsa dahi orta çağdaki ticari teşkilatlanmaların feodal sistemden ayrı tutulduğu bilinmektedir. Bu sebeple ticari kapitalizm kavramını feodal sistemin tamamen çökmesiyle başlayan bir kavram olduğunu anlatmak yanlış olacaktır ama en önemli yaşamının da 16. ve 19. Yüzyıllar arasında olacağı da bir gerçektir.  19. Yüzyılda bitirilmesinin nedeni ise sanayi devrimi ve ardından gelen sanayileşme sürecidir.

                                                                                     Maden Keşifleri

               Ticaretin gelişimini etkileyen en önemli unsur doğrudan doğruya değerli madenlerin bolluğudur. Sömürge dönemi başlangıcından 20-30 yıl önce Alp Dağları’nda özellikle Tirol bölgesinde bulunan gümüş yatakları ilk önce İtalya’da gümüş bolluğuna sebep olmuştu. Bu gümüş bolluğunun devamında ilk olarak 1472 yılında Venedik orta çağ parasından 7 kat daha kalın sikke basmaya başladı. Ve bu durum sadece Venedik’te kalmadı diğer şehir devletleri ve Fransa-İngiltere gibi devletler onun izinden gitti.  Tarih 1477 yılına gelindiğinde ise Arşidük Sigismund “büyük para devrimi” adını alacağı bir girişime girdi ve o dönemde bulunan bütün gümüş sikkelerden daha ağır sikke bastırdı.  1472 yılında bastırılan gümüş sikkeler genel itibariyle 9-10 gram bandındayken Sigismund’un bastırdığı sikkenin ağırlığı yaklaşık 30 gramdı.  Gümüş’ün bolluğu ve basılan sikkelerin gramajının artışı bizi aynı oranda da ticaretin arttığı yorumlamasına götürebilir.

               Sömürgeciliğin başlamasında sonra Orta ve Güney Amerika’da bulunan gümüş yatakları da aynı şekilde bir etkiye sahiptir. İspanyol sömürgeciliği ilk olarak 1545 yılında Arica-Peru Genel Valiliğin içinde bulunmaktadır-şehri yakınlarında bulunan Potosi Dağı’nda zengin gümüş kaynakları bulundu.  Bir yıl sonra ise Mexico’nun yakınlarında Zacatecas’ta gümüş yatakları keşfedildi.  Ama asıl önemli olan gelişme yeni maden teknikleriydi. Cıva kullanılarak madenler daha hızlı ve kolay çıkartılmaya başlanmıştı.  İspanya’ya artık daha fazla değerli maden gönderiliyordu.

               Yukarıda anlattığımız olaylardan sonra aklımıza tarihe bugünden bakarak “neden İspanya ticari kapitalizmde başarısız oldu?” sorusu gelmektedir. Bunun nedeni ise o dönemdeki İspanyol halkın düşüncelerinde yatmaktadır. Luraghi şu sözlerle İspanyol halkın düşüncelerini ortaya koymaktadır: “İspanya’da mesleği olmayan ve kökenlerinden kopmuş bir sınıf yaratıldı. Berberi olmayıp kendilerini “sangre limpio” (saf kan) sananlar da, çalışmakla alçalacaklarına inanıyorlardı.- Bu inananlar kendilerinden hidalgo yani Berberilerden ve Yahudilerden farklı ve soylu ailelerden geldiklerine inanıyorlardı.”   Sömürgelerden İspanya’ya hayal edilemez bir gümüş akışı olsa da üretime katkıda bulunacak şekilde yatırım yapılamaması ve halkın düşünceleriyle birleştiğinde gelen gümüşün kısa süre içerisinde İspanya’dan çıkmasına neden oldu. Üretim ve merkantilizm diğer Avrupa devletlerinde gelişmeye başladı.

 

                                                                                Ticaret ve Yeniçağ Avrupa Tarihi

               İspanya’nın İngiltere ana karasına saldırması ve Yenilmez Armada’nın 1588’de büyük bir bozguna uğramasını ilerleyen süreci ele almamız gerekmektedir. İngiltere bu tarihten sonra ticarette daha fazla rol oynamıştır. Konumuzla ilgili önemli olan nokta ise Doğu Hindistan Ticaret sisteminde hisse yönetimindeki yeniliklerdir. Birinci olarak ayrıklık hisse yöntemiyle ticarete yapılan yatırımlar arttırılmış ve riskler yatırımcılar arasında dağıtılmıştı.  Öncesinde tek yatırımcı varken artık herkes yatırımcı oluyordu. İlk yatırımcıların meslekleri arasında bakkal, deri satıcısı, belediye meclis başkanı, tuhafiyeci, tüccar gibi meslekler bulunmaktaydı.  İkinci önemli nokta ise birleşik hisse yöntemidir. Birleşik hisse yöntemi içerisine birçok ayrık hisse alıp bunların birleştirilmesi ve böylece ortaya çıkan risklerin büyük ölçüde azaltılmasına olanak sağlıyordu.

                                                                                                                                                                                        Yazan: Batuhan Furkan Külekçi

Kaynakça

CIPOLLA, C. M. (2021). Fatihler Korsanlar Tüccarlar. (E. TURAN, Çev.) İstanbul: Alfa Yayınları.

GÜL, M. (2009). Orta Çağ Avrupa Tarihi. İstanbul: Bilge Kültür Sanat Yayınları.

LURAGHİ, R. (1975). Sömürgecilik Tarihi. (H. İNAL, Çev.) Ankara: E Yayınları.

ÖZEL, T. İ. (2021). İngiliz Doğu Hindistan Şirketi. İstanbul: Vadi Yayıncılık.

PİRİENNE, H. (2000). Ortaçağ Kentleri. (Ş. KARADENİZ, Çev.) İstanbul: İletişim Yayınları.

 

Yorum gönder