Editörden-Rusya’ya Geliş Hikayem ve Kazan’da Öğrenci Hayatı
Hacettepe Tarih Bölümü’nde okudum. Henüz okulumu tamamlamadan Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nda Osmanlı tıp tarihiyle ilgili bir projede burslu öğrenci olarak çalışmaya başlamıştım. İlk uluslararası makalemi mezun olduktan birkaç ay sonrasında yayımlama imkanı buldum. Bunların dışında genç bir şairim ve şuanda ilk kitabımı yazıyorum. Türkiye’de bir çok başarıya ulaştıktan sonra kendimi daha da fazla geliştirebilmek için yurtdışına çıkmaya karar verdim. Rusça, tarih bölümü için çok önemli bir dil olmasından dolayı ilk tercihim Rusya oldu. Rusya’daki üniversiteleri araştırırken Kazan şehriyle ilgili Türkleri seven ve yardımsever insanların olduğunu duymuştum. Öncelikle Kazan şehrinde yaşamayı ve doktora için hazırlanmayı istedim. Yazımın devamında Kazan şehrini benim gözlerimden görmenizi sağlayacağım sizlere.


Huzur… Bu şehrin sokaklarına sessizlik yazılmış gibiydi. Gürültüden biraz dahi uzaklaşabilmek ruhuma huzur vermişti. Kazan’ın gotik mimarisi bu sessizliği süslüyordu. Bunların yanında opera ve tiyatro kültürleri Ruslar’ın ve Tatarlar’ın eğlence anlayışıyla birleştiğinde gerçek bir şehir kültürünü hissedebiliyorsunuz. Üniversitenin ve RF Tatar bölgesinin yapmış olduğu etkinliklerin büyük bir kısmına katılma fırsatı buldum. Opera konserleri dans gösterileri ve buz pateni gösterisi… Kışın dört duvar arasında bunalmaya başladığınızda katılabileceğiniz bir çok etkinliğin olduğunu bilmek sizi yeniden canlandırıyor. İşte, Kazan’daki hayatıma bu duygularla başlamıştım. Bu şehirdeki insanlar bireysel olduğu kadar hem duyarlı hem de yardımseverler. Özellikle hiçbir dil bilmeyip derdinizi anlatamadığınızda bunu daha fazla anlayabiliyorsunuz. Henüz Rusça hiçbir kelime dahi bilmediğim zamanlarda dışarıda yalnız yürürken insanları izleyip hayatlarıyla ilgili düşünürdüm. Nerede olduğumu algılamaya çalışırdım ama gerçek şu ki insanların yüzlerinde geride bıraktığım arkadaşlarımdan, dostlarımdan izler gördüm. Bu hem kültürel hem de davranışsal olarak çok benzediğimizi gösteriyordu bana.

Günler yukarıda anlattığım gibi etkinliklerle ve nerede olduğumu algılamaya çalışırken devam etmekteydi ve yılbaşı gelmişti. Yılbaşında ailemden uzakta ama Kazan’a benden bir yıl önce yüksek lisans için gelen eski bir Oğuzhan Yıldırımla beraberdim. Birlikte burada yaşayan Ruslar ve Tatarlar gibi dışarıda büyük yılbaşı ağacının altında yeni yıla girmek istemiştik. Hiç tanımadığımız insanların samimiyetiyle ve onlarla verilen yılbaşı konserini dinleyip dans ettik. Sevdiğimiz başka bir aktivite ise dışarının soğuğuna aldanmadan buz tutmuş Volga Nehri’nin üzerinde yürümekti.

Kazan’da öğrencilik hayatım ise KFU Hazırlık Fakültesi’nin kapısında hocamla karşılaşmam ile başladı. Bana “Batuhan hoş geldin bizde seni çok merak ediyorduk.” dedi. Dilini bilmediğim bir insanın bu denli samimiyeti beni çok etkilemişti. Hazırlık fakültesinde herkes Rusça öğrenmenin zorluğunun farkındaydı ve bazılarımız bu konuyla ilgili moral bozukluğu yaşarken sevgili hocam her zaman bizleri sakinleştirip öğrenebildiğimizi gösterdi. Bunların yanı sıra KFU’nun Hazırlık Fakültesi’nde eğitim almak her zaman çok eğlenceli. Hazırlık Fakültesi öğrencilerinin neredeyse yarısını tanıdığımı söyleyebilirim ve bunun anlamı neredeyse her milletle ve her farklı kültürle tanışmak anlamına geliyor. Onların düşünme anlayışlarını öğrendikçe kültürleri ve dilleri daha iyi anlamaya başladım. Hepimiz ister boş zamanlarımızda olsun ister ders çalışma zamanlarında olsun bir arada olmaktan her zaman çok fazla keyif alıyoruz. Ayrıca Kazan’daki yaşamım sırasında bu kadar farklı kültürden insanlarla tanışmak benim için birçok fırsata dönüştü. Örneğin henüz Kazan’daki yaşamıma dahi başlamadan Türk öğrencileri arasından bir hanımefendi bir şiirimi Rusça’ya çevirdi ve ilk defa bir şiirim yurtdışında yayımlanmış oldu. Bir başka verebileceğim örnek ise Arap ve İranlı arkadaşlarım… Osmanlıca çeviriler yaparken birçok kez bana yardım etmeye çalıştıklarını gördüm ve farklı kültürlerle karşılaşmaların farklı profesyonel alanlarda da bu şekilde olumlu bir etkisinin olacağını düşünüyorum.


Saygılarımla
Yazan: Batuhan Furkan Külekçi




Yorum gönder