Maksim Gorki ve Kazan Tataristan

Dünya klasiklerinden Ana’nın yazarı Maksim Gorki’yi herkes işitmiştir. Peki onun üniversite okumak için Tataristan Kazan’a geldiğini ve sosyalist düşünce ile bu şehirde tanıştığını biliyor muydunuz?

Hatta bu şehirdeki anılarından hareketle yazdığı Benim Üniversitelerim (Moi Universiteti) romanından ve bu romanın Türk Edebiyatına damga vuran Tutunamayanlar romanındaki yerinden haberdar mıydınız? Tataristan Kazan gezilerinde ünlü yazar Gorki’nin adımlarını hissederek yaşamöyküsünün izini takip etmek mümkün…

Kazan’da bir üniversite öğrencisi; Maksim Gorki

Gorki, 1868’de Rusya’nın Nijniy Novgorod şehrinde doğdu. On yedi yaşında ise Evreinov adlı bir lise öğrencisinin kendisini cesaretlendirmesiyle Kazan’da üniversite okumaya karar verdi. Sözkonusu romanı, buna dair cümlesi ile başlar: ““Böylece Kazan Üniversitesine okumaya gidiyorum –işte bu kadar!” (İtak –ya yedu uçitsya v Kazanskiy universitet, ni menyeye etava)

Kazan’a geldiğinde bir süre Evreinov’un ve onun fakir ailesinin yanında kalan Maksim, bir süre sonra onlara yük olmamak için o evden ayrılacak ve bir gece redaktörü gazeteci ile gece gündüz nöbetleşe kullandıkları tek göz odada kalacaktır. Bugün Kazan’da Puşkina Caddesinde kalan bu yerdeki binanın dış cephesinde eskiden burada Maksim Gorki’nin yaşadığına dair bir taş levha yazılı bulunmaktadır.

Gorki, “yarı Tatar kent” ve Tatarlar

Kendi deyimiyle “bu yarı Tatar kentte”, o dönem bir fırında çalışmaya başlayan Gorki okulu aksatmamak için elinden geleni yapar. Ağır iş koşulları ile işçi yaşamını yakından gözlemlemesi onun ileride sosyalist harekete katılmasının temelleri belki de bu şehirde atılır. Derenkov isimli bir kolu olmayan bir bakkalın dükkânındaki gizli bölmede ise Rusya için endişelenen öğrenci ve devrimcilerle buluştuğu bir kütüphane vardır. Gorki, ciddi bir kütüphaneye sahip bu yerin müdavimlerinden olur. Zaten, Lenin de farklı tarihlerde Kazan’da üniversite okurken Sosyalist düşüncenin temellerini atmıştır.

Dersten sıkılınca Tatar Mahallesine kaçmak isteyen Gorki

Gorki, Benim Üniversitelerim kitabının bir bölümünde bazı derslerden çok sıkıldığını ve içinden Tatar mahallesine kaçmak arzusu duyduğunu ifade eder. Bunu şu sözlerle dile getirir; “İçimden çok değişik, ama namuslu bir yaşantı süren, Rusça’yı gülünç denecek kadar tuhaf konuşan iyi yürekli ve güleryüzlü insanların yaşadığı Tatar mahallesine gitmek arzusu geçiyordu. Akşamları uzun minarelerin tepelerinden müezzinlerin sesi onları camiye davet ederdi; Tatarların hiç bilmediğim, benim sürdürmekte olduğum ve bana zevk vermeyen yaşantıdan ayrı, çok değişik bir yaşantı sürdüklerine inanıyordum.”

Daha sonra İdil üzerinde ticaret yapan, İran’dan gelen mallarıyla batma tehlikesi geçiren bir mavnanın (yük gemisi) boşaltılmasında görevli hamallara katılır. Parasızlık sorunları gün geçtikçe artar ve bir gün Derenkovların evinde tanıştığı Ukraynalı lakaplı birinin yanında ticaret işleri için tutulmuş birköy evine çalışmak için gider. Çünkü, Ukraynalı’nın orada çok kitabı vardır ve artık üniversite okumak için zorlamaya pek takati kalmamıştır. Yeri gelmişken Gorki’nin Kazan’da kendisini göğsünden silahla vurmak kaydıyla (iyi ki) başarısız bir intihar girişimi yaşadığını da atlamadan geçmeyelim.

Böylece Gorki, kısa süren ama hayatını ve dünya edebiyatını çok etkileyen bir dönemin ardından, üniversiteyi bırakıp Kazan şehrini terk eder…

Gorki’nin bu şehirde geçen bu kitabı Türk edebiyatının köşe başlarından Tutunamayanlar romanındaki Selim karakterinin en çok etkilendiği kitaplardan biri, hatta baş ucu kitabı olur. Oğuz Atay’ın başyapıtının ana karakteri Selim bu kitabı okuduktan sonra katıksız bir Gorki hayranı olur. Başarızı intihar girişimini anlatmadaki yalınlığını över ve bunu bir kutsal kitap gibi defalarca okur.

Yazı İçeriği : A. Balcı

TataristanGezi.com – TG

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir